3 Ağustos 2013 Cumartesi

Montessori nedir?

Montessori Eğitimi

İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952) yüzyılın başlarında  her bir çocuğun bireyselliğine azami ölçüde uyan bir pedagoji geliştirir.
Bu, çocuğun bireysel becerilerine ve ilgi alanlarına, bireysel öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagojidir.

1899’da Roma’da zeka geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okulunda yöneticiliği sırasında zihinsel eksikliğin sıklıkla pedagojik bir problem olduğuna hüküm verir.
Zihinsel engellilerin eğitimi konusunda aradığı bilgileri Itard ve Séguin’in çalışmalarında bulur ve bu yöntemleri temel alarak kendi yöntemini geliştirir. Eğittiği bir grup engelli çocuk devlet yeterlilik sınavlarında normallere yakın bir başarı gösterir.
Herkes bu başarıdan dolayı mutludur, ancak Dr. Montessori bundan o kadar etkilenir ki zekâ seviyeleri normal olan sağlıklı  çocukların nasıl olup da engelli çocuklarla karıştırılacak kadar istikrarsız olabileceklerini anlamaya çalışır.
6.Ocak.1907 Montessori ilk çocuk evini kurar: Casa dei Bambini

Maria Montessori 1907 yılında ilk çocukevi “Casa dei Banbini”de engelli olmayan çocuklarla çalışmalarında yaptığı gözlemlerde çocukların nelerden hoşlandıklarını ve nelerden hoşlanmadıklarını saptar.
Maria Montessori çocukların;
  • ödüllerden
  • cezalardan
  • yetişkin tarafından programlanmış eğitimden
  • oyuncaklardan
  • şekerlemelerden
  • öğretmen masasından
  • toplu derslerden
hoşlanmadıklarını,
  • özgür seçimden,
  • hatalarını kendilerinin denetiminden,
  • • hareket etmekten,
  • • sessizlikten,
  • • sosyal ilişkilerini kendileri tarafından kurulmasından,
  • • çevrenin düzenli ve temiz olmasından,
  • • özgür faaliyete dayalı bir disiplinden,
  • • kitapsız okuma ve yazmadan
  • • alıştırmaların tekrarından,
hoşlandıklarını gözlemledi.
Eğitim sistemini çocuktan yola çıkarak kurdu.
Bu, başka eğitim sistemleriyle karşılaştırıldığında çocuklara sağlanan olanaklar sayesinde, kendi seçimlerinin eğitimcinin onları isteklendirmesinin yerine geçtiği kendi eylemleri sonucu hataların denetlenebildiği bir eğitim sistemidir.
Montessori eğitimi temelde kişiliğin oluşumu üzerinde durmaktadır.
Maria Montessori bunu açıkça şu şekilde ifade etmektedir: “Eğitimde metot değil, insan kişiliği göz önüne alınmalıdır.”
  • Çocuk, özeldir, tektir.
  • Kendine has bir varlıktır.
  • Çocuk etrafındaki maddesel dünyayı absorbe eder, gelecekte yetiştireceği kişi modelini biçimlendirir.
  • “Çocuk, insanların mimarıdır.” Bu mimarlar farkında olmadan içlerindeki inşa planına uyarak kendi ritimleri doğrultusunda kendilerini geliştirmeye çalışırlar.
  • Bu gelişime yetişkinler etki edemezler çünkü onlar inşa planını bilmemektedirler. Ancak, bir yetişkinin zamansız müdahalesi ya bu inşa planını tahrip edebilir ya da yanlış bir yöne yönlendirebilir.
  • Montessori Eğitiminin temel taşlarından birisi hazırlanmış çevredir. Çocuklar hazırlanmış çevredeki Montessori materyallerinden, bireysel ilgi ve eğilimine göre bağımsız olarak seçim yaparlar.
  • Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar.
  • Çocuklara istedikleri kadar tekrar etme imkanı sunulur. Erken öğrenen yeni bir çalışmaya geçebilecektir, çünkü öğrenmede herkesin farklı bir ritmi vardır.
  • Materyallerdeki hata kontrolü çocuğun kendi hatasını bulmasıyla gerçekleşir. Başka birinden uyarıya, onaya ve düzeltmeye gerek kalmaz. Kendi kendisini düzeltmesine olanak sağlar. Böylece yetişkinden bağımsızlaşmak doğal olarak gerçekleşir.
Çocuğun güçlü bir karakterde yetişmesini sağlamak için “bir bakıma fiziksel ve ruhsal bir hijyene” ihtiyaç vardır. Bu durumda yetişkinlerin görevi çocuğun içindeki yeteneği ve gizil gücü uyandırmak ve onları gelişim sürecinde desteklemektir.
Montessori okullarında çocuklar, istedikleri materyalle, istedikleri zaman, istedikleri yerde calışırlar. Dolayısıyla Montessori yönteminin özü, çocuğa önceden hazırlanmış bir çevrede kendi kendini geliştirebileceği şekilde hareket ve faaliyet özgürlüğü tanımayı amaçlayan, kendi kendine oluşan ve gelişen bir yöntem ve sistem anlayışıdır.
“Çocuğa hazırlanmış bir çevrede, çocuğun kişiliğini oluşturması için özgürlük tanıyan, kişiliğinin gelişim sürecini destekleyen, çocuğun kendi onuru içerisinde bireyselleşmesi ve sosyalleşmesini ciddiye alan, bireye özgü adil bir eğitimdir.

Konu ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmak için şu linkleri kullanabilirsiniz:

21 aylık olduk ki ;)

Bugünlerde 21 aylık olan oğluşum artık kocaman bir abi oldu.Şimdiye kadar neler mi yapıyor Aras? İşte biraz sıralayalım:

*Çorba dışında nerdeyse tüm yemeklerini kendi başına artık yiyebiliyor e arada dökmeleri saymazsak:) Özellikle meyveleri çok seviyor tam anlamıyla bir karpuz canavarı,dışardamarkette bile görse anne papus anne papus diyip duruyor sıpam.

*Hopluyor zıplıyor koşuyor kanepelere inip çıkıyor,emekliyor ( ne alaka demeyin benim oğlum yürüdükten sonra emekleyenlerden,şimdi emekleyerek sandalye masa alından geçmek en sevdiği oyunlardan). Arasla avmye gitmek hem güzel hem zorrrrr,niye mi? Hiç durmuyor ki bir orda bir burda.Peşinde koşmaktan form tutuyorum sağolsun oğlum:) Park en sevdiklerinden,anne hadi parka diyor kuzum.Salıncağa bindir 5 saat salla gık demez babasının deyimiyle çok seviyor çooook.

*Artık derdini anlatacak kadar konuşuyor,maksimum 4 kelimelik cümleler kuruyor.Tabi söylediklerinin hepsini sadece ben anlıyorum,tercüman anne;) Mesela
-Anne ötüüü derde? (Anne ütü nerde)
-Bebi paaka anne dötüsün(Beni parka anne göürsün)
-Anne adi didelim(Anne hadi gidelim).....

*Uykuyu sevenlerdeniz çok şükür ki;) Gece 10 saatlik gündüzde 2 saatlik uykumuz var.Dişimiz ve hastalığımız yoksa gece 1 defa süt içmeye uyanıyoruz o kadar,ahhh oğlum çok çektirdin ama şimdi çok şükür:)

*Oyun oynamaya bayılıyoruz,montessori etkinlikleri en favorilerimiz,bende artık kısıtlamıyorum onu,her işimiz beraber.Yemek yaparken bile her zaman olmasa da çekiyorum sandalyeyi o da yardım ediyor,ütü yaparken yyanıma oturuyor elime veriyor ütülenecekleri,ev süpürüyor,bulaşık makinasını boşaltmk favori işi,24 saat annesine yardım ediyor kuzum.Aras bana yardım eder misin dediğim her zaman anne daadııım diyor ve her işime yadımcı küçük meleğim.

En sevdiğim şey ise yolda parkta evde her yerde birden gelip backlarıma sarılıp annemmmm diyip öpmesi yok mu ahhhhhh dünyalara bedel,SENİ SEVİYORUM KÜÇÜK MELEĞİM hemde çoooook.

1 Ağustos 2013 Perşembe

İstanbul'a geldik ki ;)

Bugünlerde tatildeyiz,okul tatil olunca ne yapalım geziyoruz,şimdiki duragimiz İstanbul. Amcası var oglusumun burda bir de Kemalimiz var tabiki,Arastan tam bir yaş küçük kuzeni,cok seviyor oglum kuzenini.Tum gun oyuncaklarla oynuyor psrka gidiyor gezmeye gidiyoruz.Oh tatil ne kadar güzel . İstanbul taşın toprağın altın diyorlar ama yok yahu,guzelsin hem de çok ama kalabalığın cok hele de trafik dert dert dert.Cocuk olunca çekilmiyor. Neyse Arasımın İstanbul anilarindan bir kaç kare ;)